Stellungnahmen

NewsLetter APG

Wer ist online

8865
HeuteHeute50
GesternGestern166
Diese_WocheDiese_Woche882
Wir haben Gäste online
-

KULHAKKI...DAS RECHT DES GESCHAFFENENS-SORULARLA ISLAMIYET

 

 

 

APG schreibt:

 

Laut islamischen Religion besitzen die Tiere auch Lebensrechte: d.h. die getöteten Tiere, können die Täter in die Rechenschaft ziehen. Weiterhin besagt die Religion, dass die Menschen, die den Tieren helfen und deren Lebensrecht beachten, Jenseits- in der anderen Welt- von diesen empfangen werden: Diese Tiere werden zum Leumund für diese Menschen vor Allah (c.c.). In Islam heisst das KULHAKKI...DAS RECHT DES GESCHAFFENENS.. Da die Tiere keine Möglichkeit haben sich zu wehren, d.h. sie sind stumm, wird der Verstoß gegen ihre Lebensrechte Jenseits besonders stark befragt.




 

 

Kaynak:

http://www.sorularlaislamiyet.com/qna/5453/hayvanlar-hakkinda-kul-hakki-var-midir-nasil-helallesilir.html

 

 

Hayvanlar hakkında kul hakkı var mıdır? Nasıl helalleşilir?

Soru

Hayvanlar hakkında kul hakkı var mıdır? Nasıl helalleşilir?

Tarih: 02-Ekim-2006, Saat: 10:08:09

Cevap

Değerli kardeşimiz;

Cevap 1:

Allah'u Teâlâ mahşer günü birbirlerinde hakları olan insanlara, haklarını almalarına müsaade edecek ve hak sahibi de hakkını alacaksa; üzerinde hayvanların hakkı olan, onlara zulmetmiş kişiye de zulmü oranında azab edecektir. Hatta hayvanlara yapılan zulüm insanlara yapılan zulümden daha günah ve azabı da daha ağırdır. Zira helalleşme ve müsamahasını alma imkanı yoktur. (Muhammed Said Burhani, et-Ta'likat el-Merdiyye ala el- Hediyyetilalaiyye S.466 )

Hadislerde: "Eğer hayvanlara yapılan haksızlıklardan dolayı Allah affedecek olursa, kişinin pek çok affa mazhar kılınacağı" "Kedisini hapsederek açlıktan ölmesine sebep olan kadının, cehennemde bir kedi tarafından tırmalanmak sûretiyle azâba mâruz bırakılacağı" bildirilir. (Buhari, Bed'u'l-Halk 16, Cezâ'u's-Sayd 7; Müslim, Hacc 66-67; Muvatta, Hacc 90; Tirmizi, Hacc 21; Nesai, Hacc 113).

Bu nedenle hayvanlara yaptıkları eziyetlerden dolayı da insanlar hesaba çekilecektir. Bir kimse hayvanlara eziyet etmiş ve sonradan pişman olmuşsa helalleşme imkanı da olmayacağından tevbe etmeli ve bundan sonra güzel amellerde bulunmalıdır. Vereceği hesaba karşı salih ameller işleyerek hazırlanmalıdır ki hesap günü eli boş kalmasın. Önemli olan samimi olarak tevbe etmek ve kalan ömrünü Allah'ın rızası dairesinde geçirmeye çalışmaktır. Tevbe ederek hatalarını telafi etmeye çalışan ve kalan ömrünü Allah'ın rızası dairesinde geçiren bir kulu Allah hesap günü mahçup etmeyecektir.

Cevap 2:

Hayvanlarda cüz’i irade vardır. Çünkü, mesela siz bir hayvana güzel davrandığınız zaman size korkmadan yaklaşır.

Kötü davranıp dövdüğünüz zaman sizi gördüğünde sizden kaçar. Buradan da anlıyoruz ki, hayvanların cüz’i iradesi vardır. Fakat teklifi iktiza edecek kadar değildir. Yani insanların taşıdığı “ibadet ve Allah’a itaat hususunda isterse yapar istemezse yapmaz” iradesi cinsinden değildir.

Şerita kanunlarını ikiye ayırmak mümkündür. Bunlardan biri şeri kanunlardır. Bunlardan insanlar sorumludur.

Diğeri ise fıtri kanunlardır. Yer çekimi kanunu, ateşin yakma kanunu gibi. Kendini boşluğa bırakan yere düşer ve acıyla peşinen cezasını çeker.

İşte vahşi hayvanların helal rızıkları leşlerdir. Ayrıca bir birlerine tecavüz edemezler. Bu fıtri kanun onlara ilham ile bildirilmiştir. Yaratılışından gelen bir his ile onlara bildirilmiştir. Nasıl ki bir kuş yaşamının gereklerini ilham ile öğrenir. Onun gibi yaşamında yapması gerekli şeyler de fıtri olarak ilhamen bildirilir.

Bu nedenle canlı hayvanlara zarar veremezler, güçlüyüm diye zayıfı ezemezler. Böyle yapan bir hayvan ya dünyada ya da ahiretin haşir meydanında cezasını çeker. Akıl omadığı için de cehenneme girmezler.

Hayvanlar ilhama nasıl mazhar olurlar?

Hava karardığında bir ağacın dalları arasına saklanan serçelerden, yuvalarına dönen karıncalara, bir kaya parçasının kuytuluklarında gizlenen balıklardan, ormanın izbe bir köşesinde kendine emniyet arayan ceylana kadar her canlıyı sevk ve idare eden ayrı bir âlem. Hepsi bir ilham ile, bir sevk-i kaderî ile geceleyeceği yeri en güzel biçimde belirliyor. Ertesi gün, güneşin ilk huzmelerinin ufukta belirmesiyle birlikte başlayan çeşitli, karmaşık, müthiş bir mesai. Görevlilerin hepsi bir his ile yola çıkar, bir tarafa yönelir, uçar, koşar, yürür, yüzer... Ama hiçbiri nereye gittiğini, saatin kaç olduğunu, kaç saat mesai yapacağını, ne zaman yuvasına döneceğini bilmez. Ama hepsinin de işi mükemmel görülür: İlhamla...

Hayvanlar, kendilerine ilham eden Rablerini, yine ilhamla bilirler. Bir hayvan, kendisinin ne olduğunu, kaç ayağı bulunduğunu, midesini, ciğerini bilmese bile var olduğundan haberdardır. Ve bu varlığı korumak ister. Elinden almaya kalkışırsanız sizden kaçar. İşte kendi varlığını ilhamen bilen ve bundan memnun olan her canlının kalbinde, bilemeyeceğimiz bir keyfiyette, bu ihsana teşekkür duygusu mevcuttur. Evet, kendini bilenin Rabbini de bilmesi gerekir. Bu mânâ, hayvanların hepsinde geçerlidir. Lâkin Rablerini bilişleri de kendilerini bilmeleri gibi, çok cüz’îdir, ama gerçektir.

Göz göze geldiğimiz herhangi bir hayvan, bizim ruh dünyamızı bilmekten ne kadar uzak ise, biz de onun iç âlemini bilmekten o kadar uzağız. Bizim bildiğimiz, onun sadece bedeni ve organlarıdır. Kanında nelerin yüzdüğünü bilsek bile, içinden nelerin geçtiğini bilemeyiz. Öyle ise, iç âlemlerinin cahili olduğumuz canlıların, Rablerini bilmediklerini nasıl iddia edebiliriz?

Hayvanların mahşerdeki durumu nasıl olacak?

Canlıları zîhayat (canlı), zîruh (ruh sahibi) ve zîşuur (akıl ve şuur sahibi) olarak üçe ayırırsak, bitkiler sadece zîhayattır, canlılar içinde yer alır. Hayvanlar ise hem zîhayat, hem de zîruhturlar. İnsanlar, melekler ve cinler ise hem zîhayat, hem zîruh, hem de zîşuurdurlar. Bunların içinde ise insanlar ve cinler mükellef varlıklardır; Allah’ın emir ve yasaklarına uymakla vazifelidirler, hayatları boyu bir imtihana tâbidirler. Ölünce de ya Cennette veya Cehenneme gireceklerdir.

Hayvanlar ise akıl ve şuur gibi kendilerine mes’uliyet yükleyecek duygulardan mahrum olduklarından, günah-sevap, hayır-şer, Cennet-Cehennem gibi mefhumlar onlar için söz konusu değildir.

Tek hücreli varlık olan amipten balinaya varıncaya kadar bütün hayvanlar ruh sahibidirler. Esas itibariyle ruhun kendisi bâkîdir, ölmez, yok olmaz, bozulmaz. Ruhun geçici olarak misafir olduğu vücut ise ölür, dağılır, gider.

Kur’ân-ı Kerimde de açıkça ifade edildiği gibi ruh Cenab-ı Hakkın emri, kudreti ve tasarrufu altındadır. Ruh üzerinde Allah’tan başka hiçbir varlık tasarrufta bulunamaz. Onu yaratmak Allah’a ait olduğu gibi, muhafaza etmek de Allah’a aittir.

Mahşerdeki duruma gelince; esas olarak mahşerde iki sınıf mahlukat diriltilecek, hesaba çekildikten sonra ebedî yurdu belli olacaktır. Bunlar insanlar ve cinlerdir.

Hayvanların durumu ise tamamen farklıdır. Onlar da diriltilecek, mahşer yerine getirileceklerdir. Bu hususta iki âyet meâli şöyledir:

“Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında” (Tekvir, 5) “O öyle bir gündür ki, insan kendi eliyle işlediklerine bakar. Kâfir de, ‘Ne olurdu’ der, ‘ben bir toprak olsaydım.” (Nebe, 40)

Bu âyetlerin tefsirinde Abdullah bin Ömer, Ebû Hüreyre ve İmam Mücahid’in rivayetlerine göre, Cenab-ı Hak mahşer gününde hayvanları da diriltip huzuruna getirecek, birbirlerinden haklarını alıp ödeştirecek, sonra da onlara, “Toprak olun” buyuracak, sonunda onların hepsi de toprak olacaklardır. Hayvanların bu haline gıpta ile bakan kâfirler, Allah’tan, kendilerini de toprak yapmasını isteyeceklerdir. Fakat insanlar cezasını çekeceğinden hayvan gibi muamele görmeyecektir.

Hayvanlar her ne kadar mükellef varlık olmasalar da onlar da belli nisbette haklaştırılacaklardır. Nitekim bir hadiste Peygamber Efendimiz, “Her hak sahibine hakkını vereceksiniz. Hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan kısas sûretiyle hakkı alınacaktır” buyurarak âhirette hiçbir haksızlığın karşılıksız kalmayacağını bildirirler. Yine hadis âlimlerinin ifadesine göre, karınca karıncadan hakkını alacaktır. (Elmalılı Hamdi Yazır. Hak Dini Kur'dn Dili, 8:5599)

Bediüzzaman da bu meseleyi şöyle izah eder:

“Gerçi cesetleri fena bulur, fakat ervahları (ruhları) bâki kalan hayvanat mâbeyninde (hayvanlar arasında) da onlara münasip bir tarzda dar-ı bekada mücâzat (ceza) ve mükâfat vardır.” (Lem'alar, (Osm.) s. 887)

Evet, hayvanların ruhu bâki kalacak, Cenab-ı Hak onların ruhunu muhafaza edecektir. Fakat ruh Allah’ın emir ve iradesi altında bulunduğundan nasıl muhafaza edileceğini ancak O bilir.

Hayvanlar arasında dahi hak geçme hususu varsa hayvanın insan üzerinde, insanın da hayvan üzerinde hakkı olacaktır. Sebepsiz yere insana zarar veren bir hayvana hesap sorulacağı gibi hayvanlara eziyet eden insanlara da hesap sorulacaktır. Bu hesaplar mahşerde görülecektir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Muhammed Said Burhani, et-Ta'likat el-Merdiyye ala el- Hediyyetilalaiyye S.466 (deutsch)

 

 

APG schreibt:

Laut islamischen Religion besitzen die Tiere auch Lebensrechte: d.h. die getöteten Tiere, können die Täter in die Rechenschaft ziehen. Weiterhin besagt die Religion, dass die Menschen, die den Tieren helfen und deren Lebensrecht beachten, in der anderen Welt von diesen empfangen werden: Diese Tiere werden zum Leumund für diese Menschen vor Allah (c.c.). In Islam heisst das KULHAKKI...DAS RECHT DES GESCHAFFENENS..

 

 

 

 

Allah'u Teâlâ mahşer günü birbirlerinde hakları olan insanlara, haklarını almalarına müsaade edecek ve hak sahibi de hakkını alacaksa; üzerinde hayvanların hakkı olan, onlara zulmetmiş kişiye de zulmü oranında azab edecektir. Hatta hayvanlara yapılan zulüm insanlara yapılan zulümden daha günah ve azabı da daha ağırdır. Zira helalleşme ve müsamahasını alma imkanı yoktur.

-Muhammed Said Burhani, et-Ta'likat el-Merdiyye ala el- Hediyyetilalaiyye S.466-

Impressum

APG Satzung PDF Document

Finanzamt APG Gemeinnützigkeit 2009 PDF Document

APG TIERAUFFANGSTATION GENEHMIGUNG §11 PDF Document

Rechtliche Informationen über den Tierschutzverein „Animal Protection Group Arbeitsgruppe für Tierrechte e.V."

Impressum

Animal Protection Group

Arbeitsgruppe für Tierrechte e.V.


1.Vorsitzender  MBA, Dipl.Ing. Ingo Marco Pannicke


mit dem Sitz in

Ignatz-Stroof-Straße 8

OT Bitterfeld

06749 Bitterfeld-Wolfen

Sachsen Anhalt

Email:  Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
 
Tel:  0049.-3493.605476
Fax: 0049.-3493.605478

Animal Protection Group Arbeitsgruppe für Tierrechte e.V.
ist beim

Amtsgericht Bitterfeld mit der Nummer VR 568 am 08.11.2001

eingetragener, rechtskräftiger Tierschutzverein.

Die Gemeinnützigkeit des Vereines ist seit dem

06.08.2001 mit der Steuernummer 113/142/1371

vom Finanzamt Bitterfeld anerkannt.

Dem Tierschutzverein ist

gem. § 11 des Tierschutzgesetzes am 28.11.2002 die Erlaubnis zum
Vollzug des Tierschutzgesetzes

erteilt worden „Tiere für andere in einem Tierheim oder einer ähnlichen Einrichtung zu halten".

Aufsichtsbehörde gem.§ 11 TsG

Landkreis Anhalt-Bitterfeld
Veterinär- und Lebensmittelüberwachungsamt
39261 Zerbst/Anhalt Dr. Schneider
Telefon:             03923/702550      
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Informationen über karitative und politische Tierschutzarbeit

- Politischer Tierschutz für die Tierrechte in der Türkei

- Initiative Tiere in Not - Tierauffangstation in Sachsen Anhalt

- Kooperationspartner:

  • CDA - Canli Dostlar Agi Türkei- Arbeitsgruppe zur Einführung von betäubtem Schächtschlachten in der Türkei und EU Veteriner Org Türkei

Bankverbindung:

Animal Protection Group
Arbeitsgruppe für Tierrechte e.V.

Postbank Leipzig
Konto 426 597 900
BLZ 860 100 90
IBAN DE93 1001 0010 0000 001109 98 00

Ihsan Eliacik-Haber Mynet Türkei

 

Kaynak/Quellenangabe:

http://haber.mynet.com/detay/guncel/ilahiyat-dunyasini-karistiracak-aciklama/535662

 

İlahiyat dünyasını karıştıracak açıklama!

Yazar İhsan Eliaçık’tan ilahiyat dünyasında tartışma yaratacak açıklama.

Güncelleme:06 Ekim 2010 12:46

Geçtiğimiz hafta sonu gündemi meşgul eden Türkiye’deki mezbahalarda yaşanan hayvan hakları ihlalleri tartışması, “Acısız kesim mümkün mü? Elektroşok yöntemiyle hayvan kesimi dinen uygun mu?” sorularını da beraberinde getirmişti. İslam ve modernleşme konuları üzerine kafa yoran, kalıplaşmış kavramlara karşı yenilikçi duruşuyla bilinen İlahiyatçı yazar İhsan Eliaçık’la konuyu görüşmek üzere bir araya geldik. Eliaçık, acısız kesim konusuna sıcak bakan isimlerden.  Hatta “Elektroşok yöntemiyle ilgili endişeler giderildiği takdirde dinen uygundur ama ondan önce halletmemiz gereken başka bir konu var: Gereğinden fazla kurban kesmeyi bırakmalıyız” diyor. Bu ‘açılım’la söyleşi, daha da merak uyandırıcı bir hal alıyor. İşte Habertürk'ten Hande Köseoğlu'nun  söyleşisinden bazı satır başları…

“Türkiye’deki mezbahalarda bir vahşet yaşanıyor, hayvanlar birbirlerinin gözleri önünde kesiliyor, Avrupa Birliği’ndeki gibi acısız kesim yöntemine geçmeliyiz” tartışmasına nasıl bakıyorsunuz? Dinen uygun olup olmadığı endişesi taşıyanlara hak veriyor musunuz?

Acısız kesimde önerilen yöntem, elektroşok yöntemi.  Bu yöntemde hayvanın baygın mı yoksa ölü mü olduğunun kesin olarak bilinmesi lazım. Baygın hayvanı kesmekte dinen sakınca yoktur, kanı akıtılıyorsa. Ama elektroşok vereceğiz derken hayvanı bayıldı sanarak öldürürseniz bu olmaz. Bunun iyi bilinmesi lazım.

Kesimin çeşitli yöntemleri var, illa geçmişteki gibi atadan kalma, dededen kalma yöntemlerle hayvan keseceğiz diye bir şart yok. Önemli olan hayvanı kesmek ve kanını akıtmaktır. Kaldı ki mezbahaları bırakın, kurbanın bu kadar yaygın olmasına da gerek yoktur, bu da ayrı bir tartışma konusu.

Gereğinden fazla kurban kesiliyor diyorsunuz öyle mi?

Benim görüşüme göre bu kadar kurban kesmeye dinen gerek yok.  Her caddede, her
sokakta bir hayvan kesiliyor. Kuran-ı Kerim’e baktığımızda kurban ile ilgili konulara hac ayetlerinin geçtiği yerlerde değiniliyor. Hacılar Peygamberimiz’den öncesinden beri, Kâbe’ye gelince oraya hediye edilmek üzere kurban keserlerdi. Kuran-ı Kerim bu kültürden bahsediyor. Kuran’da kurban hac ile ilgilidir, hacca gitmeyenlerin kurban kesmesine gerek yok, zaten kurban bayramı da hac bayramıdır. Hacılar toplanıp Kâbe’nin etrafını tavaf edip, kurbanlar keserken biz de buradan, bulunduğumuz yerden onların bu büyük hac bayramına katılmış oluyoruz. Bu daha sonra bazı mezheplerce geliştirilmiş, “Hacca gitmeyenlerin de kurban kesmesi gerekir” denilmiş ve hacca gitmeyenler de kurban kesmeye başlamış. Ama İslam Dünyasına baktığımızda en çok Türkiye’de hacca gitmeyenlerin kurban kestiğini görüyoruz. Arap Dünyası’nda, İran Dünyası’nda kurban bu kadar yaygın değil.

"TÜRKİYE’DEKİ DİNİ RİTÜELLER İSLAM DEĞİL ŞAMAN KÜLTÜRÜNE AİTTİR"

“Kurban, genel anlamda İslam kültürüne ait bir olgu değil” mi demek istiyorsunuz?


Ben kurbanın bu kadar yaygın olmasının İslam kültüründen ve Kuran’dan değil, Şaman kültüründen kaynaklandığını düşünüyorum. Şaman inanışta kurban kesmek dinin direğidir. Şaman anlayışında mescit yok, camii yok, hac yok bunun yerine kurban kesme geleneği var. Kurbanın doğada, açık alanlarda kesilmesi gerekir. Bizim vatandaşımız da tüm dayatmalara rağmen kurbanı dışarıda kesmekte ısrar ediyor, belediyeler buna engel olamıyor. Her bayram etrafta kaçışan danalar, koyunlar görürüz ve ben bu manzaranın çok eski bir kültüre dayandığını düşünüyorum. Şaman Kültürü etkilerini taşıyan bir geleneğimiz de domuz eti yememedir.

Kuran-ı Kerim’de domuz etiyle ilgili beş ayrı sure var bildiğim kadarıyla…

Var ama eski Şaman Kültürü’nde olan bazı şeyler Kuran’da sınırlandırılmış derecede de olsa kendine bir uç bulmuş ve böylelikle eski ve yeni kültür bütünleşip birden bire yaygınlaşmış. Türkiye’deki en yaygın dini ritüellerin kurban kesmek, domuz eti yememek, türbe ziyaret etmenin Gök Tanrı İnancı, Atalar Kültürü, Şeyhlik Kurumu vb.nin kökeninin eski Şaman Kültürü’ne dayandığını düşünüyorum. İslam Kültürü’nde domuz eti yememe daha çok Doğu Kültürü ve Asya Kültürü’ne aittir. Kurbanda da böyle.

İslamiyet kurban geleneğini Hac ile sınırlandırıyor. Şöyle garip örnekler de var: Adam namaz kılmıyor, hacca gitmiyor, İslam’ın diğer gereklerini yerine getirmiyor, yetim hakkı yiyor, işçisine asgari ücret veriyor ama asla domuz eti yemiyor!

Dini, etik değerlerimiz esnemeye müsait ama konu domuz eti yemeye gelince asla, öyle mi?

Evet. Bir örnek vermek gerekirse: Almanya’da çalışan Türk işçilerine yapılan bir ankette sorulmuş: ‘Vazgeçmeyeceğiniz en son şey nedir?’ diye. Anketten çıkan sonuç; ‘Türk vatandaşlığından ayrılıp Alman olabiliriz, Müslümanlıktan çıkıp Hıristiyan olabiliriz, içki içebiliriz, bar ve pavyona gidebiliriz ama asla domuz eti yemeyiz’ olmuş.

İnancı algılayışımızdaki bu kopukluğun nedeni ne?

Ben Türkiye’deki inancı algılayışta Şaman-İslam sentezi olduğu görüşündeyim. Eski Şaman Kültürü ve temel ritüelleri genellikle ilkokul, ortaokul mezunu seviyesinde olan kadınlarca devam ettiriliyor, o kadınlar tüm bunları taşıyıp, nesilden nesile aktarıyorlar, çocuklarını ona göre yetiştiriyorlar. Örneğin: ‘Ocağı kirletme, eşikte oturma’ derler Anadolu’da. Biri size bu sözü söylerse ve siz “Bu söz nereden çıktı?” derseniz alacağınız yanıt ”Sus, tövbe tövbe, dinden çıktın” diyerek sana kızar. Bu deyiş aslında Şaman Kültürü’nde var olan Ocak Tanrısı ve Eşik Tanrısı’nı kızdırmamak için kullanılır ve kökü Şaman Kültürüne dayanır.

Türkler Müslümanlığı kabul ettikten sonra Şaman inancı ile İslam inancı birbirine karışmıştır ve dışarıdan İslam kökenli gibi görünen ama içine girdiğinizde dinin temel imgeleri ve esasları, dinin akıp geldiği anafor Şaman Kültürüdür ve iki bin yıldır değişmemiştir.

Yineliyorum, kurbanın Kuran’da bugün uygulandığı kadar yaygın bir yeri yok, herkesin kesmesi gerekmiyor. Kuran’da kurban, hacca gidenlerin, hacdan dönenlerin yapması gereken bir ibadet olarak yer bulur.  Bunu netleştirmek lazım.

 

 

Einleitung und Danksagung

E i n l e i t u n g

Die gerechte Religion Islam hat Tiere immer als spezielles Teil der Kreation des Gottes angesehen. Der Koran, der Hadith und die Geschichte der islamischen Zivilisation beinhaltet viele Beispiele der Freundlichkeit, der Gnade und des Mitleids für die Tiere. Die folgenden Beispiele wie religiöse Aufrufe usw. haben wir in dieser Seite zusammengestellt. Vorstand Animal Protection Group e.V. Bitterfeld-Deutschland

Danksagung:

Dr.Peter Steinbüchel, Leiter des Amtes für Verbraucherschutz der Stadt Düsseldorf, Amt für Lebensmittelkontrolle und Veterinärwesen, hat seit vielen Jahren in vorbildlichster Weise zu den muslimischen Opfertagen das rituelle Schächten mit vorheriger Betäubung gemeinsam mit den Muslimen durchgeführt. In bewunderungswürdiger ethischer Standhaftigkeit hat er im Sinne des Tierschutzes entgegen dem politischen Zeitgeist das betäubungslose Schächten zu dulden, stets für die Tiere gekämpft. Dr.Peter Steinbüchel war für zwei Jahre in Ankara, Türkei, um dort seine wertvollen Erfahrungen dem Landwirtschaftsministerium zu vermitteln.

 an die islamischen Theologen, Wissenschaftler

Prof.Dr. Bardakoglu, Vorsitzender des Hochrates für Religiöse Angelegenheiten, Ankara-Türkei

Dr. Muzaffer Sahin, Hochrat für Religiöse Angelegenheiten, Ankara-Türkei

Prof.Dr. Yasar Nuri Öztürk- Reformtheologe, Universität Istanbul- Türkei

Amt für Religionsangelegenheiten DITIB Köln Deutschland

Prof. Dr, Tamer Dodurka, Lehrbeauftragter Universität Istanbul Fak. des Veterinärwesens Istanbul-Türkei

Prof. Bülent Nazli, Oberster Lehrbeauftragter der Fachrichtung Innere Medizin Istanbul-Türkei

Prof. Dr. Mohammed Mansour, Arabische Universität AL- AZHAR, Leiter der Abteilung für Germanistik und Sektion für Islamwissenschaft in Deutsch, Kairo-Ägypten

Prof. Elsayed Elshahed, Islamwissenschaftler Universität AL-AZHAR, Kairo, sowie Berater des Religionsministeriums in Kairo-Ãgypten Dr. Emad Hassan Bakr und Dr. Mahmud Haggag, Universität AL-AZHAR, Kairo-Ãgypten

Dr. Elhadi Essabah, muslischer Theologe und Islamwissenschaftler, Deutschland

AB Veteriner Org. Türkei für Ihre sehr wertvolle und wichtige Arbeit für die Tiere in der Türkei

An die Tierrechtler/in Karola Baumann wegen ihren unermüdlichen und mutigen Einsatz für die Tiere, für Ihre Recherchen im In- und Ausland.

An den Tierrechtler, mein Kollege Ulrich Dittmann, Arbeitskreis für humanen Tierschutz und gegen Tierversuche e.V. für  langjährige wertvolle Zusammenarbeit.



Contribute!
Books!
Shop!

Copyright © 2000-2011 by Animal Protection Group - Arbeitsgruppe für Tierrechte e.V. All Rights Reserved.